1932 yılının devlet bütçesi 8.007.852.-TL iken, aynı yıl yalnızca Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kalan dış borçlar için 146.210.355.-TL ödenmişti.

1923 yılında devleti yeniden kurma çabaları arasında, ön planda ele alınan işlerden biri de ekonomik kalkınma sorunu olmuştur. Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek üzere, önce İzmir’de bir İktisat Kongresi toplanmış, 1925’de Türkiye Sanayii Maadin Bankası kurulmuş, Sanayii Teşvik Kanunu çıkarılmıştır.

1923 yılında kurulan Uşak Şeker Fabrikası, Cumhuriyet döneminin ilk fabrikası olmuştur .

Temmuz 1932'de çıkarılan iki kanunla, kendisinden beklenen görevleri yerine getiremeyen Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kapatılarak,  sınai faaliyetleri yürütmek üzere Devlet Sanayi Ofisi ve sınai kredi işlerini yürütmek için de Türkiye Sanayi Kredi Bankası kurulmuştur. Ancak bu iki kuruluş bekleneni verememiştir. Bir yıl sonra “Devlet Sanayi Programları”nın kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacak güçlü bir örgütlenmeye gereksinim duyulmuştu. Ekonominin, modern devletin temeli olduğunu ve ekonomik yapı oluşturulamadığı takdirde Cumhuriyetin başarısızlığa uğrayacağını sürekli vurgulayan Atatürk;

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayileşmesini sağlamak, temel sanayi dallarında kurumlar oluşturmak, Türk Ulusunun gereksinimlerini karşılamak, ülkenin her bölgesinde yöre insanına iş, aş ve görgü götürmek üzere “Sanayide Devlet” sloganı ile anılan bir Cumhuriyet kurumu olan “SÜMERBANK”ı  11 Temmuz 1933’de kurmuştur.

Avrupa’daki sanayi devrimini yakalayamayan ve kapitülasyonlar nedeniyle geleneksel sisteme dayanan Osmanlı yerli sanayii hızla gerilemiştir.

Tanzimatın ilanıyla birlikte başta ordu olmak üzere devlet düzeninde yenilikler yapılmaya başlanılmıştır. Kurulan yeni ordunun gereksinimleri, geleneksel kaynaklardan karşılanamayınca, devlet modern tesisler kurma zorunluluğu duymuştur. Orduda fes kullanmanın zorunlu hale getirilmesi üzerine, Osmanlının ilk tekstil fabrikası olan Feshane (ya da Defterdar) Fabrikası 1836 yılında kurulmuş, bunu 1845 yılında Hereke Fabrikası ve 1850 yılında da özel sektör tarafından Bakırköy Fabrikası kurulmuştur. Yine devlet tarafından ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere Beykoz’da satın alınan bir deri imalathanesi geliştirilerek fabrika haline getirilmiştir.

Bu arada ordunun silah ihtiyacını karşılamak üzere Tophane ve Zeytinburnu’nda silah ve demir fabrikaları ile Haliç Tersanesi kurulmuştur.

Cumhuriyetin devraldığı sanayiin durumu hakkında ayrıntılı istatistikler bulunmamakla beraber, yıllarca süren savaşların etkisi ile çok az sayıdaki endüstriyel tesisler yıpranmış, bir çoğu elden çıkmış, yerli özel sermaye kalmamış, kaynaklar kısırlaşmış ve en önemlisi sanayiin ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan gücü savaşlarda kaybedilmiştir.

Devletçilik adı altında benimsenen strateji, devletin üretim ve yatırım alanlarında büyük bir rol oynamasını gerektiriyordu. Az sayıdaki işadamı kısa sürede kâr sağlayamayacakları alanlara yatırım yapmakta isteksiz davranırlarken, hükümet, tutarlı bir sanayi temeli yaratmak için önlemler almaya başladı. Devlet, nispeten gelişmiş batı ile Anadolu'nun gelişmemiş vilayetleri arasındaki uçurumu kapatmak için, sanayi projelerini bütün Anadolu'ya dağıtmıştır. Strateji, Anadolu'daki Kayseri ve Malatya gibi vilayet merkezlerinde fabrika kurmaktı. Böylece bütün bölgenin zamanla bundan yararlanacağı ve gelişeceği umuluyordu.

Hükümetin o güne kadar izlenen sanayi politikasında bazı değişiklikler yapılmasına ve devletçi ekonomiye geçilmesine karar vermesi; Amerikalılardan oluşan bir uzmanlar heyetine Türkiye'nin genel ekonomisi hakkında ayrıntılı bir etüt hazırlattırılmasından ve Sovyet uzmanlarına da devletçe kurulması tasarlanan sanayi tesisleri ile ilgili incelemeler yaptırılmasından anlaşılmaktadır.

Bu gelişmelerin ardından, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır. Planın hazırlanması ile birlikte çok önemli gelişmelerin olduğu, mevcut örgütlenmede yeniden düzenlemeye gidildiği ve gerekli işletmelerin kurulmasına başlandığı görülmektedir.

Sümerbank kurulduğunda Osmanlı’dan gelen sadece dört fabrikaya sahiptir. Bunlar;

-Bakırköy Pamuklu Dokuma Fabrikası,
-Feshane Yünlü Dokuma Fabrikası,
-Hereke İpekli ve Yünlü Dokuma Fabrikası,
-Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’dır.

Devralınan bu dört fabrikanın ardından, tekstil, deri, boya, kimya, halı, porselen, demir-çelik, selüloz-kağıt ve çimento fabrikaları da Sümerbank tarafından kurulmuş ve kısa süre içerisinde 58 adet büyük ölçekli işletme, 500’ü aşkın  mağaza (Yerli Mallar Pazarı), 49 şubeli bankası ile Türkiye'de özel kesimin gerek sermaye, gerekse teknik bilgi ve beceriden yoksun olduğu dönemlerde Devletin tüm yükünü omuzlamış ve Türkiye'de sanayileşmenin öncülüğünü yapmıştır. Türkiye’de ilk arge birimi yine Sümerbank tarafından kurulmuştur. Böylece 1933’den itibaren yapılan yatırımlarla ülkemizde istihdam sorununa da önemli ölçüde çözüm getiren Sümerbank, kuruluşunda sadece  toplam 5.000 memur ve işçi istihdam ederken 1990’lı yıllara gelindiğinde, modern işletmelerinde 5.000’e yakın memur ve 36.000’in üzerinde işçi çalıştırır hale gelmiştir. Böylece özelleştirme kapsamına alınıncaya kadar toplam olarak 41.000 kişilik bir işgücüne sahip olmuştur.

Sümerbank, kuruluşundan 2001 yılına kadar; başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün eğitim elbisesi, iç çamaşırı, postal, çadır, paraşüt, çarşaf, battaniye, havlu vb tüm ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, Azerbaycan, Ürdün, Arnavutluk, Bosna Hersek vb ülkelerin ordu ve polis teşkilatlarının ihtiyaçlarını da karşılamıştır.
                                                                                                         
Sanayileşme hareketimizin, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda verimli bir şekilde  yürütülmesi, kurulan işletmelere nitelikli eleman yetiştirilmesi, devlet sermayesiyle kurulan bütün işletmelerin etüt ve planlarının hazırlanması ve yönetimi, kurulmuş ve kurulacak endüstriyel işletmelere kredi açmak ve memleketimizde sanayi öncülüğünü yapmak üzere kurulan Sümerbank’la birlikte Türkiye ekonomisinin bu günkü biçimini almasında etkili olan “Karma Ekonomik Model” uygulanmaya başlanmıştır.

Ancak 1980’li yıllarla birlikte liberal ekonominin uygulanmaya başlamasıyla ve dünyada gelişmiş devletlerin yalnızca sağlık, eğitim, adalet ve güvenlik gibi temel hizmetlerde yer alması, diğer alanlardan çekilerek görevini özel sektöre devretmesi düşüncesiyle gelişen özelleştirme sürecinden  Türkiye de etkilenmiştir.

28 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde; 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank’ın özelleştirilmesine karar verilmiştir.

Özelleştirme sürecinde şirket yeniden yapılandırılarak, bankacılık birimi ayrılmış, sanayi sektöründe faaliyetlerine devam eden bölümü Sümer Holding A.Ş. adını almıştır. Özelleştirme sürecinde Türkiye Yapağı ve Tiftik A.Ş., Erhaz, Sihaz, Tümosan, Turban, Türkiye Zirai Donatım Kurumu gibi pek çok kuruluşu bünyesinde eriten Sümerbank;

TÜPRAŞ, Erdemir, Telekom gibi son dönemde yapılan özelleştirmeler hariç, Türkiye’nin   8 milyar $ civarında olan toplam özelleştirme gelirinin 881 milyon $’lık  (yaklaşık % 11’lik) bölümünü kendi bünyesinde yine kendi varlıklarını özelleştirerek yapmıştır.

Uzun süren bir özelleştirme süreci yaşayan ve işletmelerinin tamamı özelleştirilen Sümerbank (Sümer Holding A.Ş.),  2005 yılı sonunda kapatılmayı beklerken, ÖİB’nin kararı ile bundan vazgeçilerek TÜGSAŞ ve SEKA’dan sonra Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’ye ait 3 şeker fabrikasını bünyesine katmıştır. Böylece işlevi genişleyerek devam edecek olan Sümer Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne 27.09.2005 tarihinde Sezai A. ENSARİ atanmış bulunmaktadır. Bugün itibariyle 3 adet Şeker Fabrikası, 1 adet Kağıt İşletmesi ve Limanı, 1 adet Fosfat Tesisi olmak üzere 23 iştiraki ile söz konusu İşletme ve Genel Müdürlüğünde mevcut 432 memur, 881 daimi işçi ve 675 geçici işçi olmak üzere toplam 1988 personeli bulunmaktadır. Kampanya dönemlerinde geçici işçi sayısı değişebilmektedir.

Atatürk’ün okuduğu dış kaynaklı tarih kitaplarında, Sümer dilinin Türkçe’ye benzediği, Sümerlerin 6000 yıl önce Asya’dan, Dicle ve Fırat nehirleri arasına gelip yerleştiği yazıyordu. Atatürk Türklerin atası olarak düşündüğü bu uygarlıktan çok etkilenmişti.
 
Uygarlığın temeli olan tekerleğin icadından, bilinen ilk okullara, çivi yazısını keşfe, ilk kanun kitabının yazılmasına, ilk vergi kanununa ve otuzar günlük aylardan oluşan ilk takvimi yapmaya kadar uygarlık alanında pek çok ilki başaran, tekstil ve el sanatlarında çok gelişen Sümerler, günümüzdeki bankacılığa benzeyen ilk ekonomik kuruluşu da kurmuştur.


Sümer Holding A.Ş. Ankara 2006